Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Uncategorized’ Category

OSTİM Organize Sanayi Bölgesi… Ankaralı olan herkes bilir, olmayan da duymuştur sanırım.

Bir sanayi bölgesinin bu bloğa konu olmasının sebebi ise hiç hoş değil. Kanıtlanmış olmasa bile, köpek dövüşleri ile anılan bir bölge OSTİM.  Ve bundan 10 gün kadar önce, bu vahşetin en yürek burkan örneklerinden biri çıktı Hayvan Kurtarma Derneği’nin karşısına. Dövüştürülmüş; sonra bir köşeye atılmış; yara bere içinde kalmış ve bütün yaralarını kurtlar sarmış olan bir canlı…

Videosu da var ama yayınlanamayacak kadar içler acısı… Gözünden, vücudundan, her yerinden canlı canlı kurtlar çıkıyor… Bir gözünü tamamen kurtlar yemiş….

Dahası da var; Ankara Veteriner Tıp Merkezi’nde yapılan muayenede, kafatasında da kırık olduğu tespit edildi. Ancak kurtlarını dökmesi günlerce sürdüğü için, henüz kafatası kırığı ile ilgilenilemedi bile…

OSTİM gibi kalabalık bir bölgede, bir köşede ecelini bekleyen bu köpeği kaç kişi görmüştür sizce? Bence oldukça çok kişi görmüş olmalı. Üstelik, bir hafta hatta 10 gün kadar bu durumda yardım beklemiş olduğu tahmin ediliyor yaralarındaki kurtlanma miktarı göz önünde bulundurularak. Hayvan Kurtarma Derneği merkezine yardım çağrısı yapan kişi ise, zaten daha önce de hayvanları koruma alanında gönüllü olarak çalışmış olan genç bir bayan. Sadece bir kişi…

Ne zaman insanlıktan çıktık bu kadar? Cevap verebilecek olan birisi var mı?

Ben adını ‘Hero’ (yani kahraman) koydum…

Hero, en nihayetinde kurtlarından kurtuldu. Onların yaratttığı korkunç enfeksiyondan da kurtulmak üzere. Sıra, kafatasındaki kırığa gelecek.

Eğer insanlıktan çıkmış olan kesimdenseniz, bu yazıyı okuduktan sonra unutur gidersiniz.

Hala içinde bir parça bile olsa insaniyet kalmış olanlardansanız, lütfen Hayvan Kurtarma Derneği ile iletişim kurun ve Hero’nun tedavi sürecine destek olun.

www.hayvankurtarma.com

Reklamlar

Read Full Post »

Evet, iddia edildiğinin aksine ‘av’ bir spor değildir… Ne olduğunu tek kelime ile anlatmak gerekirse, ‘cinayet’ kelimesi en uygunu olacaktır.

Spor; bütün katılımcıların eşit şartlar altında ve kendi istekleri ile katılım gösterdikleri bir etkinlik biçimidir. Peki ya av?

Doğal ortamında kendi hayatını sürdürmekte olan bir canlının, eline silah almış bir diğer canlı tarafından ‘spor’ olsun diye öldürülmesine cinayetten başka ne denilebilir ki?

Gelelim bu yazının konusu olan Lily’e – Lily, iyi bir avcı olmadığı gerekçesi ile Çorlu barınağına atılıvermiş olan bir 3-renkli İngiliz seter.

Çorlu Barınağı

Bir deri, bir kemik… Çünkü, iyi bir avcı olmadığı için kuru ekmek yemeye mahkum edilmiş! Ardından, silah sesinden de korktuğu ortaya çıkınca ‘işe yaramaz’ bir köpek olduğu gerekçesi ile barınağa terkedilmiş.

Durumunu öğrenince, Lily’i Ankara’ya getirip yeni bir sahip aramaya karar verdik.

Ankara

Tanıştığımız onca köpek arasında, bizim için en özel olanlarından birisi oldu Lily. Öylesine sevgi dolu, öylesine özel bir köpekti ki – yeni ailesi de mutlaka öyle olmalıydı. Çektiği av çilesini unutturacak, Lily’i bir ömür boyu sevgiye boğacak bir aile olmalıydı.

Ve yaklaşık 1 ay sonra, o özel aile Bursa’dan çıktı:

Lily Bursa'da Yeni Ailesi İle

Lily’nin hayatında artık sadece sevgi var…

Lily’i barınağa terkeden kişi ise şu anda muhtemelen Lily’den daha çok ‘işe yarayan’ yeni bir av köpeği satın almıştır…

Hani hep deriz ya insanlık onuru işkenceyi ya da şunu bunu yenecek diye; inanıyoruz ki insanlık onuru birgün avcılık rezaletini de yenecek…

Çünkü av tek kelime ile cinayettir…

Corlu Shelter

Contrary to what its practitioners say – hunting is not a sport. It is, to sum up in one word, murder….

For in sports, all involved participate voluntarily and under equal terms. Neither applies when a man holding a gun kills an innocent animal that was simply carrying on with its daily life… That is murder. Period.

This takes me to Lily – a tricolor English setter, and a hunting reject. That is why she was dumped by a hunter at the municipal shelter in the city of Corlu.

Lily was emaciated because she was fed rotten bread by her former owner – in the hope that this would increase her hunting drive when she encountered live animals. Didn’t work – turned out Lily was also scared of the sound of gunfire. That finding landed her at the shelter…

As soon as we became aware of her situation, we brought Lily to Ankara and started searching for a new family to adopt her:

Lily in her Foster Home in Ankara

It had to be a very special family that would help her forget her terrible past in the hands of that cruel former owner.Within a month or so, that special family emerged from Bursa.

Lily is now in Bursa with her new family, which includes a kitten named Badem, and there is only one thing in her life now: lots and lots of love!

Lily In Bursa

 

Read Full Post »

   Öncelikle, orijinal ismi ‘A Dog Year’ olan, Türkçe’ye ‘Bir Köpek Yılı’ olarak çevirebileceğimiz bu filmi halen izlemediyseniz kaçırmayın derim! Bütün hayvan dostlarının izlemesi gereken harika bir film çünkü.

Bir Köpek Yılı Filmi, Amerika’lı bir gazetecinin Devon isimli border collie cinsi köpek ile yaşadıklarından esinlenerek çekilmiş bir film. Gerçek bir hikaye yani.

Devon, Amerika’daki bir barınaktan sahiplenilmiş bir köpek. Kelimenin tam anlamı ile de bir baş belası! ‘Cehennemden gelen köpek’ olarak anılıyor. Çünkü Devon, hayatında hiç sevgi görmediği için gerçekten de bir baş belası!

Sevimli Devon’da, sayabileceğinizden çok davranış bozukluğu var… Kontrol etmek, laf söz dinletmek, sosyalleştirmek imkansız neredeyse! İşte bu filmde, Devon’ı sahiplenen yazarın O’na bir yıl boyunca gösterdiği sevgi ve sabrın müthiş gücü anlatılıyor.

Ve sevginin nelere kadir olduğu….

Bütün bir hayatını bir kenara bırakıp, tam bir yıl boyunca hiç bıkmadan usanmadan Devon ile ilgilenen, ve Devon’a herşeyden önce karşılıksız sevgisini veren yazarın sonunda ne kadar müthiş bir can dostu yarattığının hikayesi Bir Köpek Yılı!  Dediğim gibi, izlemediyseniz mutlaka izleyin.

Şimdi Bir Köpek Yılı’nın Hollywood versiyonundan, Ankara versiyonuna gelelim!

Kahramanlar: bendeniz İpek Ruacan, veteriner hekim Eray Ergezen ve Devon’un Ankara şubesi Maradona Charlie!

Maradona Charlie’yi, arkadaşım Elvan ile birlikte 11 Şubat 2009 günü Mesa Koru Sitesi’nde buldum. O da bir border collie melezine benziyordu. Sahiplendirmek umudu ile, bir veteriner kliniğine götürdük. Tabii o zamanlar Devon’un Ankara şubesi olduğunu bilmiyor, normal bir köpek olduğunu düşünüyor ve kısa süre içinde sahiplendireceğimizi umuyorduk.

Günler geçtikçe, Charlie’nin Devon’dan bir eksiği olmadığı ortaya çıktı! Hatta Devon halt etmiş bile denilebilecek bir durumdaydı Maradona Charlie:) Sahiplenilmesi mümkün değildi saymakla bitmeyen davranış bozuklukları ile. Sahiplenilse bile, 1 saatten fazla yeni evinde kalması mümkün değildi (sahiplenme gafletinde bulunan kişi, 1 saati bulmadan küfürler ederek bana geri getirirdi Charlie’yi çünkü!).

Derken Charlie, veterinerlerini de canından bezdirdi! Charlie’yi başka bir veteriner kliniğine götürmek durumunda kaldım – o zaman yeni açılmış olan Yaşamkent Veteriner Kliniği’nin yolunu tuttuk Charlie ile birlikte. ‘Onlar da kovana kadar kalır hiç değilse’ diye düşündüm.

Ama Charlie oradan kovulmadı… İşte orada, Bir Köpek Yılı filminin Ankara versiyonu çekildi! Devon’ın yerinde Charlie, Devon yüzünden canından bezen yazar rolünde de veteriner Eray Ergezen vardı.

Charlie, giriş yaptığı itibaren Yaşamkent Veteriner Kliniği’nin altını üstüne getirmeye başlamıştı bile. En beter huylarından bir tanesi, kendi dışkısını yeme huyu idi! Öncelikle bu iğrenç huydan vazgeçmesi için eğitim almaya başladı Charlie.

O günlerde çok ilginç bir gelişme de oldu. Birgün Yaşamkent Veteriner Kliniği’ne elinde bir kangal yavrusu ile bir adam geldi – getirdiği köpeğin kulaklarını kestirmek istiyordu! Klinik yetkililerinden ‘kulak kesmiyoruz’ cevabını alınca, ‘iyi başka yere gider orada kestiririm’ diyerek klinikten çıkarken tesadüfen Maradona Charlie’yi gördü. Gördükten sonra da utanmadan ‘bu köpeği ben barınaktan almıştım, evimin önüne bağlamıştım, çok baş belası bir köpekti attım gitti, sonradan duydum bir bayan almış sokaktan’ dedi ve gitti (o bayan ben oluyorum).

Böylece Charlie’nin ne kadar dehşet bir insanın elinde bu durumda düşmüş olduğunu da anlamıştık. Parçaları birleştirince, Charlie’nin kendi dışkısını yeme huyunun ilgi çekmek amaçlı olduğunu anlamıştık – zira tahminimizce bu vicdansız şahıs Charlie’ye sadece kendi dışkısını yediği zaman ilgi gösteriyordu… O da kızmak şeklinde tabii… Ama zavallı Charlie yine de bir parça da olsa ilgi görmek için bunu yapıyordu.

Sevginin gücü, Charlie’nin bu huyunu bırakmaya başlaması ile kendini göstermeye başladı! Charlie Yaşamkent Veteriner Kliniği’nde geçirdiği her geçen gün, dışkı yeme huyundan vazgeçiyordu. Bunun yerine, veterineri Eray ile iletişim kurmaya, ve son derece yavaş da olsa, Eray’dan gelen ‘yapma etme’ komutlarını dinlemeye başlıyordu!

İçten içe, Eray da Charlie’ye bağlanıyordu tabii! Ne kadar arsızlık, şımarıklık, terbiyesizlik yapsa da Eray Charlie’ye kızamaz olmuştu! Aşağıdaki resimde, Eray Charlie’yi zaptetmeye çalışırken yere kapaklanıp çenesini yardıktan ve dikiş attırmak zorunda kaldıktan sonraki halleri görülebilir!

Dikiş Attırma Sonrası Eray ve Charlie!

Dikiş attır, Charlie’yi zaptet, Charlie’ye pati vermeyi öğret, Charlie’yi sosyalleştirmeye çalış, Charlie aşağı, Charlie yukarı derken tam bir yıl geçti! Ve Eray artık Charlie’den ayrılamayacağını anlamıştı! 

‘Adamımdan kimse ayıramaz beni artık, Charlie bundan sonra benim çocuğum’ diyerek sahip arıyor ilanlarını kaldırmamı istedi dün Eray.

Siz bu yazıyı okurken, Eray Charlie’ye insanların üstüne atlama, buzdolabının kapağını açıp içine girme ve mama paketlerinin başında adeta bir asker gibi nöbet tutup diğer köpeklerin paketlere yaklaşmasını engellemeye teşebbüs etme huylarından vazgeçmesi için eğitim vermeye çalışıyor.

Yarın ise, halıların ‘yenmek’ için üretilmiş olmadığını Charlie’ye öğretmeye çalışacak.

Ve Bir Köpek Yılı filminin Ankara versiyonu da işte böyle bir mutlu son ile bitiyor!

Buzdolabının İçine Girilmez Charlie!

Well if you still haven’t seen the movie “A Dog Year”, I urge you to do so! It is a must – see for all animal lovers based on the true story of an American journalist who adopted a formerly abused border collie named “Devon”.

He is named Devon, but he is in fact the “dog from hell” as they later come to refer to him. Devon has more behavioural problems than you can name or count… It takes a year, and unimaginable time and effort for him to socialize Devon and make him a “normal” dog again. Actually, he has to put his life on hold for a year just to be able to cope with Devon.

In this posting I would like to tell you about the Ankara version of the Dog Year – starring me Ipek Ruacan, a wonderful veterinarian by the name of Eray, and Maradona Charlie (in lieu of Devon).

Maradona Charlie - Devon's Ankara Version!

I found Maradona Charlie on the street about two years ago together with a friend of mine. He looked quite like a border collie mix, and we thought we would be easily able to re-home him to a loving family. We took him to a vet where he would board until we could find him a new home.

And the one thing we didn’t know at that time was that Maradona Charlie was no less than Devin the dog from hell… Just like Devon, Charlie had an endless list of behavioural problems… As time went by, it became quite obvious to me that it would be absolutely impossible to rehome Charlie.

Just as that became clear to me, it had become clear to his vets that they would no longer be able to board him in their practice – Charlie was absolutely beyond control! I had to take him out of there, I was told…

I desperately started searching for a new practice that would “bear with” Charlie. And I came across this newly-opened practice and made a call to them to see if they would agree to board Charlie (not mentioning that he was nothing less than Devon). They agreed, and Charlie started a new adventure at a new practice.

There at the new pratice, Charlie had a new vet named “Eray”, a young vet who had a particular passion for helping stray or abandoned dogs like Charlie. When Eray and Charlie first met, I had no clue that “Eray’s Dog Year” was starting. Neither did Eray himself know but it just did…

Charlie’s first days at the practice were an absolute nightmare for Eray – Charlie was simply beyond control. He was tearing the place apart. One of his worse behavioural problems was that he would go for it and eat his own excrition!

Something odd happened one day. A young guy appeared at the practice with a kangal (Anatolian shepherd) dog with him. The guy wanted to chop the kangal’s ears off! Although it is illegal, it is a common practice in Turkey to get kangal dogs’ ears chopped off supposedly because ears are a vulnerability for them if they have to fight it off with another dog! But because it is illegal, Eray rejected to do it and send the guy away. Just as he was leaving, he happened to see Charlie there within the practice. And he said ” I got this dog a from a shelter a year ago, I chained him to my garden, but he proved to be such an asshole that I dumped him later on. Later on I found out that a girl took him off the streets” (that girl being me!).

Then we started getting an idea of what kind of hell Charlie had been through. It increasingly seemed to be the case that Charlie was eating his own excrition just to get some attention! We figured that the only way Charlie had discovered in his former home to get some attention was to go for his own excrition! Only then he was getting some attention (albeit not in a nice way) – otherwise he was condemned to a life of no attention at all, and he had to spend his life being chained in a hellish place!

At this point, Charlie’s predicament was becoming increasingly more emotional for Eray the vet. They were spending hours together as Eray was trying to come over his multiple behavioural problems. The excrition thing resolved itself – with love and attention, Charlie was not even bothering with it.

But something else was also happening – just as Eray the vet was becoming Charlie’s “star” so to speak, Eray himself was becoming extremely attached to Charlie! They were spending hours together with Eray trying to teach him to be a “normal” dog again and Charlie receiving true love and affection for the first time in his life!

It was a year last night when I got the phone call from Eray asking me to remove all internet ads that list Charlie as up for adoption because he said Charlie had become his “child” now and that he would be Charlie’s forever “daddy”.

Charlie and Eray

And there it was! We had our own version of the Dog Year; it was Eray and Charlie’s dog year not in Hollywood but in Ankara!

As you read this post, Eray is trying to teach Charlie not to jump on people, not to enter into the refrigerator to steal food and not to try to patrol the food stand in his practice to keep other dogs away from the food! Tomorrow, they will work on getting Charlie to learn that rugs are not to eaten!

And this is how we had our own Ankara version of the Dog Year – with a happy ending just like in the original movie!

Read Full Post »

Evet, o bile sokaktaydı! “O bile” dememin sebebi sokaklarda yavru kedi bulmanın alışılmadık bir durum olmasından kaynaklanmıyor. Hatta tam tersi – sokaklar yavru kedi dolu. Ancak ilk defa sokağa atılmış safkan Van kedisi yavrusu bulmuştuk. Sözde devlet koruması altında olan, Türkiye dışına çıkarılması mümkün olmayan, Türkiye’nin düzenlediği çeşitli uluslararası organizasyonlarda maskot olarak kullanılan o kedi – Van kedisi.

İşte bizim için bu kadar önemli (!) olan Van kedilerinin yetişkinleri daha önce çok kurtarmıştık çöplüklerden, perişan durumlardan. Yeni sahibinin Aşkım adını verdiği bu Van kedisi ise, kurtardığımız Van kedileri kervanına katılan en küçüğü oldu.

Aşkım Yeni Evinde!

Aşkım’ın şimdi bir de kedi abisi var, adı ‘Çirkin’. Aşkım yeni evinde abisi Çirkin ile birlikte yeni yaşamının tadını çıkarırken, Türkiye’nin dört bir köşesindeki diğer Van kedileri sokaklara atılmaya devam ediyorlar…

Koruma mı demiştiniz, o da nesi?

There is nothing unusual in Ankara or across Turkey when you find a starving kitten on the streets. Indeed, they are everywhere. The “even her” here refers to the fact that she is a very special breed – the Van cat. Found only in Turkey, the Van cat is supposedly under protection, it cannot leave Turkey and there is an official institute in the city of Van where they originate from for their breeding.

What happens next? Van cats find themselves dumped on the streets! That is not unusual either. We rescued many Van cats from the streets of Ankara. But this was was the youngest of them all, she was just a 2-month old kitty.

She has been named Askim (My Love) by her new family, and she also has a big brother named Cirkin.

Askim in her new home!

As Askim enjoy her new life in her new home, more and more Van cats are dumped on the streets all over Turkey.

So much for protection I guess…

Read Full Post »

Konya

Şimdiki adı ile Daisy. Çok cici, bir o kadar da yaramaz bir köpek. Kısa bir süre öncesine kadar Konya’da yaşıyordu. Ama nerede, nasıl yaşıyordu bilemiyoruz. Daisy, birgün Konya’nın işlek bir caddesinde bir gece vakti bulundu. Ağzından ve bacaklarından koli bandı ile bağlanmış, daha sonra da üzerinde ‘kalbini kırmayın’ yazan bir kolinin içine konularak sokağın ortasına terkedilmiş şekilde ortaya çıktı.

Duyarlı bir vatandaş ve Konya hayvan hakları örgütleri işbirliği ile kurtarılarak, koruma altına alındı. Oldukça da meşhur oldu! Hemen hemen bütün gazete ve haber bültenlerinde yer aldı çektiği işkence.

Sonra ne mi oldu? Harika birşey oldu! O zaman isimsiz olan Daisy, kendisini haberlerde izleyen, ve daha da once sahipsiz hayvanların bakımı konusunda bizlere yardımcı olan melek kalpli Ankaralı bir aile tarafından sahiplenildi.

Özellikle burnunun üzerindeki koli bandı yaralarının iyileşmesi biraz zaman aldıysa da, Daisy şimdi çok çok mutlu.

Daisy Ankara'da Yeni Evinde!

Bir de Dost isimli bir husky ablası var yeni evinde daha ne olsun! Unutmadan söyleyelim bir de bütün köpek kardeşlerı adına bir de mesajı var: lütfen kalbimizi kırmayın!

Konya

Her name is Daisy now. Just a short while ago, she was perhaps a homeless dog trying to survive in the city of Konya. There is an amazing story behind how we met her. Daisy was found late at night in the middle of a busy on street in Konya in a small box marked “don’t break her heart” – with her legs and mouth tied with duck tape.
She was rescued when someone spotted the box in the middle of the road and notified the authorities. She was desperately trying to get out of the box… Daisy was then picked up by animal welfare authorities and then taken to the municipal shelter in Konya.
And she became quite famous after what happened to her! Almost all news bulletins and papers covered her story. It was not too long after the broadcasts when I got a call from a wonderful family in Ankara that fostered one of our rescue dogs recently. They wanted to give Daisy a forever and loving home.
Within a couple of days, we arranged for Daisy to come from Konya to Ankara to join her new home. She was a bit shy initially when she came, and a bit scared of humans but who can blame her?
Daisy now not only has a fantastic family, but also a big husky sister named Dost.

Daisy in her New Home in Ankara

And she has a message on behalf of all her canine friends: please don’t break our hearts we love you!

Read Full Post »

Küçük, şeker pembesi rengindeki burnu ile Ankara Çayyolu sokaklarında şaşkın şaşkın dolaşırken yolum kesişti Maggy ile bundan aylar önce…

Küçük Maggy

Anladığım kadarıyla tek bir derdi vardı – bir parça uyumak! Çok yorgun ve bitkin düşmüş olduğu her halinden belliydi. Soğuk bir Ankara gününde, kucağınıza aldığınızda göğsünüze yaslanıp gözlerini kapatıp uyumaya başlayan bir yavru köpek olursa ne yaparsınız?

Sizi bilmiyorum ama ben aldım evime götürdüm küçük meleği. Uzun uzun, mışıl mışıl uyudu!

Aradan 6 ay geçti – ve bakın Maggy ne yapıyor?

6 Ay Sonra Maggy Yeni Yuvasında

Evet yine mışıl mışıl uyuyor ama bu sefer yeni yuvasında!

Etrafınıza biraz daha merhamet dolu gözlerle bakarsınız, siz de Maggy gibi küçük melekleri farkedebilirsiniz. Onlara sırtınızı dönmeyin, başınızı çevirmeyin, geçip gitmeyin, yok saymayın. Doğru olanı yapın – evsiz, sahipsiz, kimsesiz hayvanlara yardım edin…

Little Princess Maggy

Question: what do you do if you spot a little angel like the one above, hopelessly wandering the streets of Ankara on a particularly cold February day?

I am not sure what you would do but I took her home immediately. She was exhausted, covered in flees, hungry and all she really wanted was to have some sleep. I named her Maggy, Maggy the sleeping beauty.

Look at Maggy six months on:

Maggy In Her New Home

She has turned into a beautiful swan, enjoying her new life with her wonderful family.

You too can spot little angels like Maggy on the streets of Ankara, or indeed entire Turkey. When you do – please do not look the other way, do not ignore them, do not assume them away.

Do the right thing. Rescue a homeless animal.

Read Full Post »

Aslında, tam tamına 3 yıl 3 ay sonra…. Evet, bundan 3 yıl 3 ay önceydi – küçük sarman bir kedi, bir kutu içinde Ankara Bahçelievler semtinde bulunan bir veteriner kliniğinin kapısına bir kutu içinde bırakılmıştı. Bir gözü dışarıda, diğer gözünde de 7 tane pisi pisi otu vardı. Hemen kliniğe alındı ve ilk müdahelesi yapıldı. Gözündeki pisi pisi otları temizlendi, ancak anlaşıldı ki dışarıya fırlamış olan diper gözü için artık yapılabilecek birşey yoktu – ameliyat ile alındı.

Havuç 3 Aylık İken

Ancak Havuç’u daha da zor günler bekliyordu. Zira, 7 tane pisi pisi otu saplanmış olan sol gözü de hiç umut vermiyordu… Çok çeşitli tedavi yöntemleri denendi ise de olmadı – Havuç’un bu gözü de görme duyusunu kaybetti. Artık bir gözü olmayan, diğer gözü de görmeyen bir sahipsiz kedi idi Havuç…

Sonra neler mi oldu? Havuç’un hiç bitmeyecekmiş gibi gözüken yuva arama çilesi başladı. Bir yıl geçti, olmadı. İki yıl geçti yine olmadı. Üç yıl geçti, ve Havuç halen yuvasızdı. Aslında Havuç değildi kör olan – bizlerdik. Bu masum dostumuza yuvamızı açmayan bizler.

Bundan kısa bir süre önce Havuç’un durumundan haberdar olduk ve bir de biz deneyelim şansımızı dedik – Havuç’u himayemiz altına alarak yuva aramaya başladık.

Havuç - Temmuz 2010

Ve uğurlu geldik Havuç’a… Bundan 1 yıl kadar önce sahiplendirmiş olduğumuz Irma’nın harika sahipleri, Havuç’u da sahiplendirme ilanlarımız arasında görmüşler ve durumuna kayıtsız kalamamışlardı.

https://evsizsahipsiz.wordpress.com/2010/01/09/irma-ya-da-yeni-adiyla-misschief/

Irma, Yumiko’ya kardeş gelmişti o zamanlar… Havuç da mutluluk yumağının son halkası oldu, Yumiko ve Irma’ya kardeş geldi!

Öğrendiğimiz kadarıyla, Havuç’un eve gelişini takip eden 3 gün boyunca Irma bir dolabın üstünü yeni mekanı olarak belirlemiş ve oradan inmemeyi tercih etmiş! Aşağıdaki resim Irma 3 gün sonra dolaptan indikten sonra çekilmiştir!

İşte 3 aylıkken başlayıp 3 yıl süren yuva arayışı, 3 gün dolap üzerinden inmeyen Irma ve ardından gelen mutlu son! 

Yumiko, Irma ve Havuç’un muhteşem sahipleri: size sonsuz teşekkürler! Ve bir de not: siz de yapabilirsiniz! Kör, sakat ya da başka türlü sorunları olan hayvanları sahiplenmekten korkmayın. Havuç’a yuvalarını açan koca yürekli aileden ne farkınız olabilir ki?

Havuç Yeni Evinde

Actually, it is after a full 3 years and 3 months… It was at that time when a 3-month old orange tabby was dumped in a box in front of a vet clinic in Ankara – with one eye already burst out and about a dozen foreign objects stuck onto the other….

Apparently, there was nothing that could be done about the eye that burst out. It had to be surgically removed. Even worse was to come over time – although all the foreign objects were removed from the other eye, there was not much that could be done about that eye either. Within the course of a year, that other eye went blind. There you had an orange tabby – with one eye missing and the other blind…

You may wonder what followed. Well, Havuc’s vet started looking for a home for him. Day by day, month by month, year by year, the search for a home was turning to be a hopeless one – nobody wanted a cat with no eyes….

Recenlty, we were made aware of Havuc’s 3-year long and seriously desperate search for a home. And we decided to give it a shot! In July, Havuc started a new search for a home with us.

Havuc - July 2010

And yep! Havuc was so lucky all of a sudden! About a year ago, a wonderful family had adopted Irma from us as their second cat:

https://evsizsahipsiz.wordpress.com/2010/01/09/irma-ya-da-yeni-adiyla-misschief/

Irma joined her new home last January next to Yumiko! Upon learning about Havuc, Yumiko and Irma’s family couldn’t resist. Now it was time for Havuc to join Yumiko and Irma as the third cat of the family.

Havuc in his new home

We hear that Irma didn’t quite enjoy Havuc’s arrival at first. She prefered to stay on top of a closet for 3 days, and decided to finally come down and greet Havuc.

Here it is… A 3-month old kitty looking for a home for 3 years, an Irma refusing to come down for 3 days; and a happy happy ending after 3 years, 3 months and 3 days!

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: