Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘yorumsuz / no comment’ Category

OSTİM Organize Sanayi Bölgesi… Ankaralı olan herkes bilir, olmayan da duymuştur sanırım.

Bir sanayi bölgesinin bu bloğa konu olmasının sebebi ise hiç hoş değil. Kanıtlanmış olmasa bile, köpek dövüşleri ile anılan bir bölge OSTİM.  Ve bundan 10 gün kadar önce, bu vahşetin en yürek burkan örneklerinden biri çıktı Hayvan Kurtarma Derneği’nin karşısına. Dövüştürülmüş; sonra bir köşeye atılmış; yara bere içinde kalmış ve bütün yaralarını kurtlar sarmış olan bir canlı…

Videosu da var ama yayınlanamayacak kadar içler acısı… Gözünden, vücudundan, her yerinden canlı canlı kurtlar çıkıyor… Bir gözünü tamamen kurtlar yemiş….

Dahası da var; Ankara Veteriner Tıp Merkezi’nde yapılan muayenede, kafatasında da kırık olduğu tespit edildi. Ancak kurtlarını dökmesi günlerce sürdüğü için, henüz kafatası kırığı ile ilgilenilemedi bile…

OSTİM gibi kalabalık bir bölgede, bir köşede ecelini bekleyen bu köpeği kaç kişi görmüştür sizce? Bence oldukça çok kişi görmüş olmalı. Üstelik, bir hafta hatta 10 gün kadar bu durumda yardım beklemiş olduğu tahmin ediliyor yaralarındaki kurtlanma miktarı göz önünde bulundurularak. Hayvan Kurtarma Derneği merkezine yardım çağrısı yapan kişi ise, zaten daha önce de hayvanları koruma alanında gönüllü olarak çalışmış olan genç bir bayan. Sadece bir kişi…

Ne zaman insanlıktan çıktık bu kadar? Cevap verebilecek olan birisi var mı?

Ben adını ‘Hero’ (yani kahraman) koydum…

Hero, en nihayetinde kurtlarından kurtuldu. Onların yaratttığı korkunç enfeksiyondan da kurtulmak üzere. Sıra, kafatasındaki kırığa gelecek.

Eğer insanlıktan çıkmış olan kesimdenseniz, bu yazıyı okuduktan sonra unutur gidersiniz.

Hala içinde bir parça bile olsa insaniyet kalmış olanlardansanız, lütfen Hayvan Kurtarma Derneği ile iletişim kurun ve Hero’nun tedavi sürecine destek olun.

www.hayvankurtarma.com

Reklamlar

Read Full Post »

Onlar ne çileler çekiyorlar farkında mısınız?

Açlık ve susuzluk yaşam tarzları zaten, bundan bahsetmiyorum… Bir de bizim, ‘insanların’, elinde ne çileler çekiyorlar farkında mısınız?

İşte sadece bir örnek: Ankara Keçiören semtinde, gecenin bir yarısında, birileri tarafından iki kulağı birden kökünden kesilen bir yavru köpek.

Kulakları Kesilen Yavru Köpek

Sizin gibi, benim gibi, etten kemikten bir canlı. Acı çekebilen bir canlı. Sokağın ortasında kulakları kökünden kesilirken, çığlık çığlığa bağıran, ve daha sonra gönüllü hayvan korumacıların işbirliği ile kurtarılan minik bir can.

İlk müdahelesi Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Acil Servisi tarafından yapılan yavru köpek, ardından Yaşamkent Veteriner Kliniği’ne getirildi.

İlk Müdahelenin Ardından

Öyle çok acıyordu ki kulakları, attığı çığlıklar insanın içini parçalıyordu… Şans kulakları kesildikten sonra yüzüne güldü. Kaderin cilvesi sanırım – eğer başına bu felaket gelmeseydi, belki hiç farkedilmeyecek, yüzlerce sokak köpeği gibi aç ve susuz bir yaşama mahkum olacaktı.

Şimdi ise harika bir ailesi var. Adı da Brütüs oldu!

O Şimdi Brütüs!

Peki daha nice Brütüsler olduğunun farkında mısınız?

Bizlerden sadece bir parça merhamet, belki yanında da bir kap su ile bir kap mama bekleyen daha nicelerinin farkında mısınız?

İşkence gören, dövülen, zehirlenen ya da kötü muamele gören bir canlı gördüğünüzde dönüp geçmeyin. Susmayın. Korkmayın. Müdahele edin. İnsan olmanın gereğini yapın.

Başka Brütüsler olmasın…

Brütüs Yeni Evinde!

Read Full Post »

Dünyanın en büyük markaları orada… McDonalds, Migros, Best Buy. Benim de hergün gittiğim, sevdiğim, alışverişimi yaptığım bir yer. Çayyolu MESA Plaza. Tabii benim hergün gitme sebeplerim arasında bir de, kapalı otopark alanında yaşayan sahipsiz kedileri beslemek bulunuyor.

Yaklaşık 2 yıl önce beslemeye başladığımda 10-12 kedi vardı. Benden başka, yıllardır besleyen kişiler de vardı. Kediler vesilesi ile onlarla da tanıştım. Bir yandan beslerken, diğer yandan da üremesinler diye kısırlaştırma çalışmalarına da başladık… Yaşamkent Veteriner kliniği hekimleri ile birlikte, saatlerimiz geçti o otoparkta. Malum, kedileri yakalamak çok zor! Aralıksız 4-5 saat uğraştığımız günler oldu bir kediyi yakalamak için. İçlerinden dört kediyi yakalamayı başardık ve kısırlaştırdık.

Zaman içerisinde, kedilerin sayısında azalma oldu. Akibetlerini bilemiyoruz. Bugün topu topu üç kedi kaldı. Yine defalarca yakalamaya çalıştığımız, yakalayıp kısırlaştırana kadar ömrümüzü tüketen ve sonunda kısırlaştırabildiğimizi bir dişi kedi! Ve 2 oğlu.

Yakalayana Kadar Ömrümüzü Tüketen Pisimiz!

Yakaladığımızda yavruları yaklaşık 2.5 aylıktı. Sahiplendirmek istiyorduk, ama olmadı. 2 ay kadar sahip arayıp bulamayınca, aşılarını ve iç-dış parazit tedavilerini yaptırdıktan sonra annelerinin yanına geri getirdik.

Oğul 1

Ve bugün yine sıradan bir gündü – üç kediyi beslemeye gitmiştim. Ama anne kedi ortada yoktu. Otopark alanında biraz dolaşınca, küçük bir depoda kapalı kaldığını ve dışarı çıkmak için deliler gibi miyavladığını farkettim. Deponun kapısını açtırmak için yetkilileri çağırdığımda ise, hiç hoş olmayan olaylar yaşandı.

Oğul 2

Deponun kapısını açmak için geliyorlar diye düşündüğüm yetkililerden birinin elinde, kediler için hazırladığım mama ve su bulunuyordu (sonradan çöpü boylayan mama ve su). Bir diğer kişi Onur-Alp Güvenlik görevlisi, bir diğeri de adını söylemeyi reddettiği için adını bilmediğim, ancak kendisini MESA Plaza güvenlik şefi olarak tanıtan kişi idi.

Ortak noktaları neydi derseniz – kabalıkları idi. Öncelikle, deponun kapısını bile açmak istemediler. Kedi içeride ciyak ciyak bu arada… ‘Açmazsanız itfaiyeyi çağıracağım’ demem üzerine kilidi açmaya karar verdiler. Ardından da, klasik, artık kabak tadı veren, ‘kedileri beslemek yasak kardeşim’ söylemi başladı. Benim karşı çıkmam üzerine çıkan tartışmada daha da ilginç şeyler öğrendim. Adı bilinmeyen MESA Plaza güvenlik şefi, kedileri beslemenin ‘özel mülkiyet üzerinde zararlı faaliyet yürütmek’ anlamına geldiğini söyledi. ‘Ne yapacaksınız peki ben bunları beslemeye devam edersem’ sorusunun üzerine aldığım cevap daha da güzeldi: gerekirse tutuklanacakmışım!

Peki dedim, mamalarımı döktüğünüz için dökülen mamalarımın fotoğrafını çekeceğim sonra da hepinizi şikayet edeceğim. Bu sefer de, Onur-Alp Güvenlik görevlisi ‘fotoğraf çekmenin yasak olduğunu, gerekirse cep telefonuma el koyacağını’ söyledi.

Ne denir şimdi bütün bunlara? Üç tane kediyi beslemek istediğim için, üç tane kaba saba adam etrafıma toplanmış, biri mamalarımı çöpe atıyor, öbürü gerekirse tutuklanırsın diyor, bir diğeri gerekirse cep telefonuna el koyarım diyor! Kendimi el-Kaide militanı gibi hissediyorum ben de.

Bu arada haklı olan birisi daha geliyor: otoparktaki araba yıkamacasının sahibi. Kedilerin otopark alanında yarattığı pislikten şikayetçi haklı olarak. Ona da diyorum ki, haklısınız. Sonra diğer adamlara dönüyorum, bu pislik konusuna bir çözüm bulalım birlikte. İsmimi ve cep telefonumu yazıp bir kağıda veriyorum muhtemelen muhattap olmak zorunda kaldığım en kaba adamlara. Diyorum ki yöneticinize verin bu kağıdı beni arasın görüşelim bu konuda ortak bir çözüm bulalım. Ama adamlar kabalık üstüne kabalık yapıyolar – veremeyiz bu kağıdı yöneticimize falan diyorlar.

Nefret ede ede ayrılıyorum Plaza’dan. Depoda mahsur kalan kedinin dışarı çıkmasına da fırsat olmuyor bu arada. Korktuğu için depodan çıkamadığını, hiç değilse kedi çıkana kadar kapıyı açık tutmalarını söylüyorum. Ona da hayır! Bu sefer de, Plaza içerisinde hangi kapının açık tutulacağına benim karar veremeyeceğimi söylüyorlar kaba üçlü. Kapı çat kapatılıyor, kedi içeriden miyavlamaya devam ediyor.

Eve gidip biraz sakinleştikten sonra, bir komşumla birlikte tekrar gidiyorum MESA Plaza’ya. Deponun kapısını bir daha açtırıyoruz. Kedicik çıkıyor içeriden, bir güzel karnını doyuruyoruz. Komşum da diyor ki kedilerin yarattığı pislik konusunda haklısınız. Ama birlikte çözüm bulacağız, kedilerinin mamalarını çöpe atmakla olmaz bu iş….

Şimdi soruyorum: yakışıyor mu MESA Plaza? Üç tane kediye savaş açmak, onları besleyenlere terörist muamelesi yapmak, yakışıyor mu?

Dünyanın en büyük markalarını bir araya getirip bir plaza yapmak mıdır medeniyet; yoksa o koskoca markaların yer aldığı plazayı üç tane sahipsiz kedi ile paylaşmayı bilmek midir?

Benim bu soruya cevabım: üç sahipsiz kediyi sevmekle başlayacak herşey… O üç kedinin maması, suyu önlerinden alınıp çöpe atılmayınca daha güzel bir plaza olacak orası…

İşte o güne kadar da ben sadece kedileri beslemek için geleceğim oraya…

Sizin de o üç kediyi bir gün sevebilmeniz dileği ile…

Konu ile ilgili MESA Plaza yönetiminden gelen açıklamayı da ekliyorum:

İyi Günler,

Bildiğiniz gibi, alışveriş merkezleri herkese açık olan bir yaşam alanlarıdır. Bu anlamda hayvanları seven ya da sevmeyen farklı yapıda insanların ziyaret ettikleri yerlerdir.
Ayrıca, market ve gıda işi yapan mağazaların yer alması nedeniyle de insan sağlığı ve hijyen açısından dikkat edilmesi gereken noktalardır.
Çatıya, kolon ve havalandırmalara sıkışıp kalan ve görülemeyen noktalarda yaşamlarını yitiren bu tarz evcil hayvan ve kuşlardan dolayı özellikle market alanında kötü kokulara ve müşteri şikayetlerine neden olmaktadır.

Birkaç ay öncesi yaşanan bir olayda ise; görülemeyen bir noktada günlerce sıkışıp kalan bir kedi, belki de günlerce aç kalmasının etkisiyle 1.katta yer alan giyim mağazasında müşteri ve mağaza elemanlarına saldırıp çok kötü ve belirgin şekilde yaralama/tırmalama ya neden olmuş ve yanındaki çocuğu ile çok korkan ve hastaneye gönderilen misafirimiz“ Burası Mağaza , alışveriş merkezi mi? hayvan barınağımı? Bir daha gelmeyeceğiz ve sizi dava edeceğiz” tepkilerini vermiştir.
Bu nedenle de tüm ziyaretçilerimizi dikkate almak, onların sağlığı ve hijyeni açısından da gerekli tedbirleri almak durumundayız.

Bilmenizi isteriz ki, biz hayvan düşmanı değiliz ve hiçbir zamanda olmadık. Ancak takdir edersiniz ki Alışveriş Merkezleri de hayvan besleme yerleri değildir.
AVM yönetimi ve çalışanları olarak bu konuda bizlerinde çok hassas olduğumuzu bilmenizi isteriz.

Buna bir örnek vermek gerekirse;
Alışveriş Merkezi’nde havalandırma da sıkışıp kaburga kemikleri kırılmış olan bir kedi kurtarılarak yönetimimiz tarafından tedavisi yaptırılmış ve iyileşen bu kediye ise hala personelimiz evinde bakılmaktadır.
Yine şu ana kadar da kolonlarda ve havalandırma deliklerinde sıkışmış haldeki en az 15 civarındaki kediyi ve ya kuşu sıkıştıkları yerlerden (personellerimizin elleri tırmalanma-yaralanmasına rağmen) kurtarılmış ve bu konudaki ilgili yerlere verilmiştir.
Konu ile ilgili Belediyeye başvurularak, hayvan barınaklarına alınmaları talep edilmiştir.

Konunun bu çerçevede değerlendirileceğini ümit ediyor, ayrıca, güvenlik elemanlarının tutum ve davranışların da ki üslubu da tasvip etmediğimizi, kendilerinin uyarıldığını da bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla,

Mesa Plaza AVM Yönetimi

Read Full Post »

Konya

Şimdiki adı ile Daisy. Çok cici, bir o kadar da yaramaz bir köpek. Kısa bir süre öncesine kadar Konya’da yaşıyordu. Ama nerede, nasıl yaşıyordu bilemiyoruz. Daisy, birgün Konya’nın işlek bir caddesinde bir gece vakti bulundu. Ağzından ve bacaklarından koli bandı ile bağlanmış, daha sonra da üzerinde ‘kalbini kırmayın’ yazan bir kolinin içine konularak sokağın ortasına terkedilmiş şekilde ortaya çıktı.

Duyarlı bir vatandaş ve Konya hayvan hakları örgütleri işbirliği ile kurtarılarak, koruma altına alındı. Oldukça da meşhur oldu! Hemen hemen bütün gazete ve haber bültenlerinde yer aldı çektiği işkence.

Sonra ne mi oldu? Harika birşey oldu! O zaman isimsiz olan Daisy, kendisini haberlerde izleyen, ve daha da once sahipsiz hayvanların bakımı konusunda bizlere yardımcı olan melek kalpli Ankaralı bir aile tarafından sahiplenildi.

Özellikle burnunun üzerindeki koli bandı yaralarının iyileşmesi biraz zaman aldıysa da, Daisy şimdi çok çok mutlu.

Daisy Ankara'da Yeni Evinde!

Bir de Dost isimli bir husky ablası var yeni evinde daha ne olsun! Unutmadan söyleyelim bir de bütün köpek kardeşlerı adına bir de mesajı var: lütfen kalbimizi kırmayın!

Konya

Her name is Daisy now. Just a short while ago, she was perhaps a homeless dog trying to survive in the city of Konya. There is an amazing story behind how we met her. Daisy was found late at night in the middle of a busy on street in Konya in a small box marked “don’t break her heart” – with her legs and mouth tied with duck tape.
She was rescued when someone spotted the box in the middle of the road and notified the authorities. She was desperately trying to get out of the box… Daisy was then picked up by animal welfare authorities and then taken to the municipal shelter in Konya.
And she became quite famous after what happened to her! Almost all news bulletins and papers covered her story. It was not too long after the broadcasts when I got a call from a wonderful family in Ankara that fostered one of our rescue dogs recently. They wanted to give Daisy a forever and loving home.
Within a couple of days, we arranged for Daisy to come from Konya to Ankara to join her new home. She was a bit shy initially when she came, and a bit scared of humans but who can blame her?
Daisy now not only has a fantastic family, but also a big husky sister named Dost.

Daisy in her New Home in Ankara

And she has a message on behalf of all her canine friends: please don’t break our hearts we love you!

Read Full Post »

Ülkemizde sokak hayvanlarına yönelik bitmek bilmeyen vahşet, bu sefer Bilecik’in Bozüyük ilçesinde ortaya çıktı. Başrolde de yine belediye vardı – Bozüyük belediyesi itlaf ekibi, zehirli iğnelerle öldürdüğü sahipsiz köpekleri çöplüğe attı…

bilecik8

Öldürülen köpekler arasında sahipli köpekler, yavru köpekler, yeni doğum yapmış ve yavrularını emziren anne köpekler vardı. Bu dehşete şahit olan bazı vatandaşların ifadelerine göre, yavru köpeklerden bazıları canlı canlı çöp konteynırlarına atıldılar… Oradan da topluca şehir çöplüğüne…

bilecik5

Kısacası, Bozüyük’te tam bir Ortaçağ vahşeti yaşandı. Evsiz, sahipsiz, kimsesiz dostlarımızın yaşam hakkı hunharca gaspedildi…

Bu dehşete sessiz kalmayın! Aşağıdaki e-posta adreslerine kınama mesajları göndererek tepkinizi dile getirin:

info@bozuyuk.bel.tr, bozuyukkaymakamligi@bozuyuk.gov.tr, bilecik@cevreorman.gov.tr, bilecik@icisleri.gov.tr

Read Full Post »

Bu bloğu düzenli olarak takip edenler, sokak köpeği Kahve ve yavrularının hüzünlü hikayesini hatırlayacaklardır: Kahve, yaklaşık bir ay önce Ankara Konutkent’teki Atatürk Hatıra Ormanı’nda doğum yaptıktan sonra belediye ekiplerine şikayet edilmiş ve daha sonra da ortadan kaybolmuştu. Annesiz kalan yavruları ise koruma altına alınmışlardı. (https://evsizsahipsiz.wordpress.com/2009/03/13/evsiz-sahipsiz-ve-annesiz/)

Bugün Kahve’nin yavrularından ikisini kaybettik, altı yavru ise hala bizimle.

img_1512-11

img_1505-1

Ve biz, Çayyolu Doğal Hayatı Koruma ve Sokak Hayvanlarını Barındırma Derneği üyeleri olarak, 28 Mart 2009 Cumartesi günü Kahve’nin bir zamanlar yaşadığı Atatürk Hatıra Ormanı’na gittik. Kahve, ve Kahve gibi yok edilen yüzlerce evsiz,sahipsiz hayvanımızın anısına fidanlar diktik…

img_1524

Köpek sevgisi ile tanınan, köpeklerinden bir tanesi olan Fox’u kaybettikten sonra üzüntüsünden günlerce Orman Çiftliği’ne kapandığı bilinen, cephede iken bile köpeğini yanından ayırmamış olan Atatürk’ün adını taşıyan hatıra ormanında; ülkemizde bugün sokak köpeklerine karşı uygulanan utanç verici muameleyi lanetledik.

img_1539

Bir süre sonra Kahve’nin bir zamanlar yaşadığı yerde ağaçlar yeşerecek. Belki bu ağaçlar, 10 günlük bir canlıyı annesiz bırakan insan adlı canavarın ayıbını biraz olsun örtebilirler…

Lütfen Kahve’nin yavrularına yuva bulmamıza yardımcı olun. Onlar doğar doğmaz annesiz kaldılar, bir de evsiz kalmasınlar. Kahve’nin altı yavrusundan birini sahiplenmek için hemen iruacan@yahoo.com adresine bir e-posta gönderin.

 

 

Read Full Post »

Ülkemizde sahipsiz hayvanların refahından sorumlu olan bütün yetkililere buradan sormak istiyoruz: bu katliam ne zaman duracak?

Daha geçtiğimiz günlerde sizlere İzmir’in Seferhisar ilçesinde devam etmekte olan zehirlemelerden bahsetmiştik. Bugün, yeni zehirleme haberleri geldi. Bu sefer Erzincan’ın Tercan ilçesinden.

erzincan_telcan_itlaf1

erzincan_telcan_itlaf2

Yine zehirlenmiş, katledilmiş, sonra da sokağın ortasına atıverilmiş masum hayvanlar. Kimisinin üzerinde halen cinayet silahı, yani zehirli iğne bile öylece duruyor…

erzincan_telcan_itlaf3

erzincan_telcan_itlaf5

Bu katliam ne zaman duracak Allah aşkına? Sorumlular ne zaman adalete hesap verecekler? Siz de bu soruya bir cevap arıyorsanız, lütfen Erzincan Valiliği’ne ve Tercan Belediye Başkanlığı’na mesaj gönderin.

Valilik: erzincan@icisleri.gov.tr

Belediye: tercan@yaziisleri.bel.tr

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: