Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Yaşamkent’

   Öncelikle, orijinal ismi ‘A Dog Year’ olan, Türkçe’ye ‘Bir Köpek Yılı’ olarak çevirebileceğimiz bu filmi halen izlemediyseniz kaçırmayın derim! Bütün hayvan dostlarının izlemesi gereken harika bir film çünkü.

Bir Köpek Yılı Filmi, Amerika’lı bir gazetecinin Devon isimli border collie cinsi köpek ile yaşadıklarından esinlenerek çekilmiş bir film. Gerçek bir hikaye yani.

Devon, Amerika’daki bir barınaktan sahiplenilmiş bir köpek. Kelimenin tam anlamı ile de bir baş belası! ‘Cehennemden gelen köpek’ olarak anılıyor. Çünkü Devon, hayatında hiç sevgi görmediği için gerçekten de bir baş belası!

Sevimli Devon’da, sayabileceğinizden çok davranış bozukluğu var… Kontrol etmek, laf söz dinletmek, sosyalleştirmek imkansız neredeyse! İşte bu filmde, Devon’ı sahiplenen yazarın O’na bir yıl boyunca gösterdiği sevgi ve sabrın müthiş gücü anlatılıyor.

Ve sevginin nelere kadir olduğu….

Bütün bir hayatını bir kenara bırakıp, tam bir yıl boyunca hiç bıkmadan usanmadan Devon ile ilgilenen, ve Devon’a herşeyden önce karşılıksız sevgisini veren yazarın sonunda ne kadar müthiş bir can dostu yarattığının hikayesi Bir Köpek Yılı!  Dediğim gibi, izlemediyseniz mutlaka izleyin.

Şimdi Bir Köpek Yılı’nın Hollywood versiyonundan, Ankara versiyonuna gelelim!

Kahramanlar: bendeniz İpek Ruacan, veteriner hekim Eray Ergezen ve Devon’un Ankara şubesi Maradona Charlie!

Maradona Charlie’yi, arkadaşım Elvan ile birlikte 11 Şubat 2009 günü Mesa Koru Sitesi’nde buldum. O da bir border collie melezine benziyordu. Sahiplendirmek umudu ile, bir veteriner kliniğine götürdük. Tabii o zamanlar Devon’un Ankara şubesi olduğunu bilmiyor, normal bir köpek olduğunu düşünüyor ve kısa süre içinde sahiplendireceğimizi umuyorduk.

Günler geçtikçe, Charlie’nin Devon’dan bir eksiği olmadığı ortaya çıktı! Hatta Devon halt etmiş bile denilebilecek bir durumdaydı Maradona Charlie:) Sahiplenilmesi mümkün değildi saymakla bitmeyen davranış bozuklukları ile. Sahiplenilse bile, 1 saatten fazla yeni evinde kalması mümkün değildi (sahiplenme gafletinde bulunan kişi, 1 saati bulmadan küfürler ederek bana geri getirirdi Charlie’yi çünkü!).

Derken Charlie, veterinerlerini de canından bezdirdi! Charlie’yi başka bir veteriner kliniğine götürmek durumunda kaldım – o zaman yeni açılmış olan Yaşamkent Veteriner Kliniği’nin yolunu tuttuk Charlie ile birlikte. ‘Onlar da kovana kadar kalır hiç değilse’ diye düşündüm.

Ama Charlie oradan kovulmadı… İşte orada, Bir Köpek Yılı filminin Ankara versiyonu çekildi! Devon’ın yerinde Charlie, Devon yüzünden canından bezen yazar rolünde de veteriner Eray Ergezen vardı.

Charlie, giriş yaptığı itibaren Yaşamkent Veteriner Kliniği’nin altını üstüne getirmeye başlamıştı bile. En beter huylarından bir tanesi, kendi dışkısını yeme huyu idi! Öncelikle bu iğrenç huydan vazgeçmesi için eğitim almaya başladı Charlie.

O günlerde çok ilginç bir gelişme de oldu. Birgün Yaşamkent Veteriner Kliniği’ne elinde bir kangal yavrusu ile bir adam geldi – getirdiği köpeğin kulaklarını kestirmek istiyordu! Klinik yetkililerinden ‘kulak kesmiyoruz’ cevabını alınca, ‘iyi başka yere gider orada kestiririm’ diyerek klinikten çıkarken tesadüfen Maradona Charlie’yi gördü. Gördükten sonra da utanmadan ‘bu köpeği ben barınaktan almıştım, evimin önüne bağlamıştım, çok baş belası bir köpekti attım gitti, sonradan duydum bir bayan almış sokaktan’ dedi ve gitti (o bayan ben oluyorum).

Böylece Charlie’nin ne kadar dehşet bir insanın elinde bu durumda düşmüş olduğunu da anlamıştık. Parçaları birleştirince, Charlie’nin kendi dışkısını yeme huyunun ilgi çekmek amaçlı olduğunu anlamıştık – zira tahminimizce bu vicdansız şahıs Charlie’ye sadece kendi dışkısını yediği zaman ilgi gösteriyordu… O da kızmak şeklinde tabii… Ama zavallı Charlie yine de bir parça da olsa ilgi görmek için bunu yapıyordu.

Sevginin gücü, Charlie’nin bu huyunu bırakmaya başlaması ile kendini göstermeye başladı! Charlie Yaşamkent Veteriner Kliniği’nde geçirdiği her geçen gün, dışkı yeme huyundan vazgeçiyordu. Bunun yerine, veterineri Eray ile iletişim kurmaya, ve son derece yavaş da olsa, Eray’dan gelen ‘yapma etme’ komutlarını dinlemeye başlıyordu!

İçten içe, Eray da Charlie’ye bağlanıyordu tabii! Ne kadar arsızlık, şımarıklık, terbiyesizlik yapsa da Eray Charlie’ye kızamaz olmuştu! Aşağıdaki resimde, Eray Charlie’yi zaptetmeye çalışırken yere kapaklanıp çenesini yardıktan ve dikiş attırmak zorunda kaldıktan sonraki halleri görülebilir!

Dikiş Attırma Sonrası Eray ve Charlie!

Dikiş attır, Charlie’yi zaptet, Charlie’ye pati vermeyi öğret, Charlie’yi sosyalleştirmeye çalış, Charlie aşağı, Charlie yukarı derken tam bir yıl geçti! Ve Eray artık Charlie’den ayrılamayacağını anlamıştı! 

‘Adamımdan kimse ayıramaz beni artık, Charlie bundan sonra benim çocuğum’ diyerek sahip arıyor ilanlarını kaldırmamı istedi dün Eray.

Siz bu yazıyı okurken, Eray Charlie’ye insanların üstüne atlama, buzdolabının kapağını açıp içine girme ve mama paketlerinin başında adeta bir asker gibi nöbet tutup diğer köpeklerin paketlere yaklaşmasını engellemeye teşebbüs etme huylarından vazgeçmesi için eğitim vermeye çalışıyor.

Yarın ise, halıların ‘yenmek’ için üretilmiş olmadığını Charlie’ye öğretmeye çalışacak.

Ve Bir Köpek Yılı filminin Ankara versiyonu da işte böyle bir mutlu son ile bitiyor!

Buzdolabının İçine Girilmez Charlie!

Well if you still haven’t seen the movie “A Dog Year”, I urge you to do so! It is a must – see for all animal lovers based on the true story of an American journalist who adopted a formerly abused border collie named “Devon”.

He is named Devon, but he is in fact the “dog from hell” as they later come to refer to him. Devon has more behavioural problems than you can name or count… It takes a year, and unimaginable time and effort for him to socialize Devon and make him a “normal” dog again. Actually, he has to put his life on hold for a year just to be able to cope with Devon.

In this posting I would like to tell you about the Ankara version of the Dog Year – starring me Ipek Ruacan, a wonderful veterinarian by the name of Eray, and Maradona Charlie (in lieu of Devon).

Maradona Charlie - Devon's Ankara Version!

I found Maradona Charlie on the street about two years ago together with a friend of mine. He looked quite like a border collie mix, and we thought we would be easily able to re-home him to a loving family. We took him to a vet where he would board until we could find him a new home.

And the one thing we didn’t know at that time was that Maradona Charlie was no less than Devin the dog from hell… Just like Devon, Charlie had an endless list of behavioural problems… As time went by, it became quite obvious to me that it would be absolutely impossible to rehome Charlie.

Just as that became clear to me, it had become clear to his vets that they would no longer be able to board him in their practice – Charlie was absolutely beyond control! I had to take him out of there, I was told…

I desperately started searching for a new practice that would “bear with” Charlie. And I came across this newly-opened practice and made a call to them to see if they would agree to board Charlie (not mentioning that he was nothing less than Devon). They agreed, and Charlie started a new adventure at a new practice.

There at the new pratice, Charlie had a new vet named “Eray”, a young vet who had a particular passion for helping stray or abandoned dogs like Charlie. When Eray and Charlie first met, I had no clue that “Eray’s Dog Year” was starting. Neither did Eray himself know but it just did…

Charlie’s first days at the practice were an absolute nightmare for Eray – Charlie was simply beyond control. He was tearing the place apart. One of his worse behavioural problems was that he would go for it and eat his own excrition!

Something odd happened one day. A young guy appeared at the practice with a kangal (Anatolian shepherd) dog with him. The guy wanted to chop the kangal’s ears off! Although it is illegal, it is a common practice in Turkey to get kangal dogs’ ears chopped off supposedly because ears are a vulnerability for them if they have to fight it off with another dog! But because it is illegal, Eray rejected to do it and send the guy away. Just as he was leaving, he happened to see Charlie there within the practice. And he said ” I got this dog a from a shelter a year ago, I chained him to my garden, but he proved to be such an asshole that I dumped him later on. Later on I found out that a girl took him off the streets” (that girl being me!).

Then we started getting an idea of what kind of hell Charlie had been through. It increasingly seemed to be the case that Charlie was eating his own excrition just to get some attention! We figured that the only way Charlie had discovered in his former home to get some attention was to go for his own excrition! Only then he was getting some attention (albeit not in a nice way) – otherwise he was condemned to a life of no attention at all, and he had to spend his life being chained in a hellish place!

At this point, Charlie’s predicament was becoming increasingly more emotional for Eray the vet. They were spending hours together as Eray was trying to come over his multiple behavioural problems. The excrition thing resolved itself – with love and attention, Charlie was not even bothering with it.

But something else was also happening – just as Eray the vet was becoming Charlie’s “star” so to speak, Eray himself was becoming extremely attached to Charlie! They were spending hours together with Eray trying to teach him to be a “normal” dog again and Charlie receiving true love and affection for the first time in his life!

It was a year last night when I got the phone call from Eray asking me to remove all internet ads that list Charlie as up for adoption because he said Charlie had become his “child” now and that he would be Charlie’s forever “daddy”.

Charlie and Eray

And there it was! We had our own version of the Dog Year; it was Eray and Charlie’s dog year not in Hollywood but in Ankara!

As you read this post, Eray is trying to teach Charlie not to jump on people, not to enter into the refrigerator to steal food and not to try to patrol the food stand in his practice to keep other dogs away from the food! Tomorrow, they will work on getting Charlie to learn that rugs are not to eaten!

And this is how we had our own Ankara version of the Dog Year – with a happy ending just like in the original movie!

Reklamlar

Read Full Post »

Küçük, şeker pembesi rengindeki burnu ile Ankara Çayyolu sokaklarında şaşkın şaşkın dolaşırken yolum kesişti Maggy ile bundan aylar önce…

Küçük Maggy

Anladığım kadarıyla tek bir derdi vardı – bir parça uyumak! Çok yorgun ve bitkin düşmüş olduğu her halinden belliydi. Soğuk bir Ankara gününde, kucağınıza aldığınızda göğsünüze yaslanıp gözlerini kapatıp uyumaya başlayan bir yavru köpek olursa ne yaparsınız?

Sizi bilmiyorum ama ben aldım evime götürdüm küçük meleği. Uzun uzun, mışıl mışıl uyudu!

Aradan 6 ay geçti – ve bakın Maggy ne yapıyor?

6 Ay Sonra Maggy Yeni Yuvasında

Evet yine mışıl mışıl uyuyor ama bu sefer yeni yuvasında!

Etrafınıza biraz daha merhamet dolu gözlerle bakarsınız, siz de Maggy gibi küçük melekleri farkedebilirsiniz. Onlara sırtınızı dönmeyin, başınızı çevirmeyin, geçip gitmeyin, yok saymayın. Doğru olanı yapın – evsiz, sahipsiz, kimsesiz hayvanlara yardım edin…

Little Princess Maggy

Question: what do you do if you spot a little angel like the one above, hopelessly wandering the streets of Ankara on a particularly cold February day?

I am not sure what you would do but I took her home immediately. She was exhausted, covered in flees, hungry and all she really wanted was to have some sleep. I named her Maggy, Maggy the sleeping beauty.

Look at Maggy six months on:

Maggy In Her New Home

She has turned into a beautiful swan, enjoying her new life with her wonderful family.

You too can spot little angels like Maggy on the streets of Ankara, or indeed entire Turkey. When you do – please do not look the other way, do not ignore them, do not assume them away.

Do the right thing. Rescue a homeless animal.

Read Full Post »

Aslında, tam tamına 3 yıl 3 ay sonra…. Evet, bundan 3 yıl 3 ay önceydi – küçük sarman bir kedi, bir kutu içinde Ankara Bahçelievler semtinde bulunan bir veteriner kliniğinin kapısına bir kutu içinde bırakılmıştı. Bir gözü dışarıda, diğer gözünde de 7 tane pisi pisi otu vardı. Hemen kliniğe alındı ve ilk müdahelesi yapıldı. Gözündeki pisi pisi otları temizlendi, ancak anlaşıldı ki dışarıya fırlamış olan diper gözü için artık yapılabilecek birşey yoktu – ameliyat ile alındı.

Havuç 3 Aylık İken

Ancak Havuç’u daha da zor günler bekliyordu. Zira, 7 tane pisi pisi otu saplanmış olan sol gözü de hiç umut vermiyordu… Çok çeşitli tedavi yöntemleri denendi ise de olmadı – Havuç’un bu gözü de görme duyusunu kaybetti. Artık bir gözü olmayan, diğer gözü de görmeyen bir sahipsiz kedi idi Havuç…

Sonra neler mi oldu? Havuç’un hiç bitmeyecekmiş gibi gözüken yuva arama çilesi başladı. Bir yıl geçti, olmadı. İki yıl geçti yine olmadı. Üç yıl geçti, ve Havuç halen yuvasızdı. Aslında Havuç değildi kör olan – bizlerdik. Bu masum dostumuza yuvamızı açmayan bizler.

Bundan kısa bir süre önce Havuç’un durumundan haberdar olduk ve bir de biz deneyelim şansımızı dedik – Havuç’u himayemiz altına alarak yuva aramaya başladık.

Havuç - Temmuz 2010

Ve uğurlu geldik Havuç’a… Bundan 1 yıl kadar önce sahiplendirmiş olduğumuz Irma’nın harika sahipleri, Havuç’u da sahiplendirme ilanlarımız arasında görmüşler ve durumuna kayıtsız kalamamışlardı.

https://evsizsahipsiz.wordpress.com/2010/01/09/irma-ya-da-yeni-adiyla-misschief/

Irma, Yumiko’ya kardeş gelmişti o zamanlar… Havuç da mutluluk yumağının son halkası oldu, Yumiko ve Irma’ya kardeş geldi!

Öğrendiğimiz kadarıyla, Havuç’un eve gelişini takip eden 3 gün boyunca Irma bir dolabın üstünü yeni mekanı olarak belirlemiş ve oradan inmemeyi tercih etmiş! Aşağıdaki resim Irma 3 gün sonra dolaptan indikten sonra çekilmiştir!

İşte 3 aylıkken başlayıp 3 yıl süren yuva arayışı, 3 gün dolap üzerinden inmeyen Irma ve ardından gelen mutlu son! 

Yumiko, Irma ve Havuç’un muhteşem sahipleri: size sonsuz teşekkürler! Ve bir de not: siz de yapabilirsiniz! Kör, sakat ya da başka türlü sorunları olan hayvanları sahiplenmekten korkmayın. Havuç’a yuvalarını açan koca yürekli aileden ne farkınız olabilir ki?

Havuç Yeni Evinde

Actually, it is after a full 3 years and 3 months… It was at that time when a 3-month old orange tabby was dumped in a box in front of a vet clinic in Ankara – with one eye already burst out and about a dozen foreign objects stuck onto the other….

Apparently, there was nothing that could be done about the eye that burst out. It had to be surgically removed. Even worse was to come over time – although all the foreign objects were removed from the other eye, there was not much that could be done about that eye either. Within the course of a year, that other eye went blind. There you had an orange tabby – with one eye missing and the other blind…

You may wonder what followed. Well, Havuc’s vet started looking for a home for him. Day by day, month by month, year by year, the search for a home was turning to be a hopeless one – nobody wanted a cat with no eyes….

Recenlty, we were made aware of Havuc’s 3-year long and seriously desperate search for a home. And we decided to give it a shot! In July, Havuc started a new search for a home with us.

Havuc - July 2010

And yep! Havuc was so lucky all of a sudden! About a year ago, a wonderful family had adopted Irma from us as their second cat:

https://evsizsahipsiz.wordpress.com/2010/01/09/irma-ya-da-yeni-adiyla-misschief/

Irma joined her new home last January next to Yumiko! Upon learning about Havuc, Yumiko and Irma’s family couldn’t resist. Now it was time for Havuc to join Yumiko and Irma as the third cat of the family.

Havuc in his new home

We hear that Irma didn’t quite enjoy Havuc’s arrival at first. She prefered to stay on top of a closet for 3 days, and decided to finally come down and greet Havuc.

Here it is… A 3-month old kitty looking for a home for 3 years, an Irma refusing to come down for 3 days; and a happy happy ending after 3 years, 3 months and 3 days!

Read Full Post »

Kopeklerin en en kocamanı! Koskocaman bir St.Bernard Jack!

Jack bundan 6 ay kadar once Ankara’da bir otoban kenarında yaralı olarak bulundu… Bir deri bir kemik kalmıştı, ve vucüdunda çok sayıda yara vardı (bu yaralardan bir çoğu da kurtlanmıştı). İçler acısı durumdayı kısacası… Ve kendisini bulan kişiler tarafından Ankara’daki bir sahipsiz hayvan barınağına getirildi.

Jack ile tanışmamız bu barınağa Yaşamkent Veteriner Kliniği veteriner hekimlerinden Eray Ergezen ile yaptığımız bir ziyaret sırasında oldu… Jack’i gorür gormez, oradan Jack’i almadan ayrılamayacağımızı anlamıştık!

Jack vesilesi ile; Yaşamkent Veterier Kliniği hekimleri Eray Ergezen ve Umut Coşkun’a teşekkür etmek istiyoruz… Jack’in bütün tedavi gereksinimlerini ücretsiz olarak üstlendikleri için! Jack ve Jack gibi muhtaç durumdaki sahipsiz dostlarımıza bütün veteriner hekim camiasının imkanları olçüsünde kucak açmalarını diliyor, ve Jack’in hikayesinde olduğu gibi bütün muhtaç dostlarımızın hikayelerinin mutlu son ile sonlanmasını umud ediyoruz!

Ve işte o mutlu son! Jack, Yaşamkent Veteriner Kliniği’nde yaklaşık 3 ay süren ücretsiz misafirliğinin sonunda; Ankara Bahçelievler semtinde harika bir yuvaya sahip oldu! Yeni sahibi Sinan Bey, Jack’in ‘koltuk deşme’ ozelliğinden dolayı kendisine ‘Koltukdeşen Jack’ lakabını taktı…

Jack yeni evinde!

Siz bu yazıyı okurken; Koltukdeşen Jack yeni evindeki koltukları deşmeye ve yeni yuvasındaki hayatının tadını çıkarmaya devam ediyor!

Eğer isterseniz, siz de yuvanıza bir ‘Koltukdeşen Jack’  katabilirsiniz! Koltukdeşme ozelliği hoşunuza gitmiyorsa, daha sakin ozelliklere sahip bir can dostu da sahiplenebilirsiniz.

Sahipsiz bir 4 patili dostumuza yuvanıza açmak, ve onunla birlikte bir omur boyu mutlu olmak isterseniz, lütfen iruacan@yahoo.com adresine bir elektronik posta gonderiniz…

_____________________________________________________

This is a St.Bernard dog! A huge huge huge huge one! Jack!

Jack was rescued about 6 months ago in Ankara. He was lying beside a highway; in a complete state of misery. He was emaciated and he had wounds all over his body…. Someone with a heart took him to a shelter in Ankara where Jack started his battel for life…

It was to be a tough one… Jack was emaciated; less than half the weight a St.Bernard is supposed to be.

We would like to thank our vets at this stage for all their help with Jack. We first encoutered Jack when we visited this particular shelter with one of our regular vets who immediately offered to take Jack out of the shelter to their clinic for free treatment and boarding until he finds a loving home… Jack stayed with them for about 3 monts after which he was rehomed to a wonderful family in Ankara.

Jack in his new home!

Jack is now living with his new family in the Bahcelievler district of Ankara; and we understand that he has a thing for ripping sofas! That is why his new family have named him “‘Jack the sofa ripper”; and Jack is ripping yet another sofa as you read this post!

Read Full Post »

Bu muhteşem kedinin adı Bulut!

Bulut, tatile gittiklerini iddia eden sahipleri tarafından Yaşamkent Veteriner Kliniği’ne pansiyoner olarak bırakıldı. Tatil sonrası alınacaktı…

Ve derken günler geçti. Bu kadar uzun tatil olamazdı! Bulut’u getiren kişiler ile iletişime geçilmeye çalışıldığında, verdikleri iletişim bilgilerinin geçersiz olduğu ortaya çıktı. İşin kısası Bulut, tatile gidiyoruz bahanesi ile terkedilmişti…

3 yaşındaki Bulut, evine geri gideceği günü beklerken, artık sahipsiz bir kedi olmuştu. Durumdan haberdar olur olmaz hemen Bulut için yeni bir yuva aramaya başladık. Ve kısa bir süre içinde de bulduk!

Bulut şimdi yeni ailesi ile harika bir hayat yaşıyor! Kendisini tatile gidiyoruz bahanesi ile terkeden vefasız sahiplerini çoktan unuttu bile!

This is Bulut; a gorgeous 3 year old cat in Ankara. Up until recently Bulut had a family. And that family abandoned him to a vet clinic in Ankara saying “they were going on vacation” and that they would take him back when they return.

Well days have gone by… And nobody came back to take Bulut. You couldn’t be on vacation for this long! When the managers of the clinic tried to contact Bulut’s owners; it turned out that they left fake contact details when they were leaving him. To cut to the chase; Bulut was abandoned…. They would never come back from their vacation to pick him up.

As soon as we were made aware of Bulut’s situation we started searching for a new family for him. It didn’t take long. Bulut soon found a perfect family to continue his life with.

And he has already forgotten about the liars who abandoned him!

Read Full Post »

Herkül… Hepimizi üzüntüden mahveden sokak kedimiz Herkül…

Herkül ilk bulunduğunda, sol ön bacağında tam olarak nasıl meydana geldiği anlaşılamayan bir sakatlık bulunuyordu. Yapılan ilk muayenlerde, Herkül’ün bacağının kesilmesi gerektiği sonucuna varıldı.

Ancak gönül vermedi tabii.. Herkül daha 1 yaşında bile değildi. Bu gencecik kedi, 3 bacaklı kalmamalıydı. Bütün imkanların değerlendirilmesine, ve Herkül’ün bacağının kesilmemesi için ne gerekiyorsa yapılmasına karar verildi.

Yaşamkent Veteriner Kliniği ve Ayrancı Cat Hospital veteriner hekimleri tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen uzun ve riskli ameliyat sonucunda, istenen oldu! Herkül’ün bacağı kesilmeden kurtarıldı! Herkül’ün bacağı sağlam ve yerinde. Patisinin ucundaki büküklüğü ve his kaybını saymazsak…

Ve mutlu son da geldi.

Herkul ve Kopek Kardesi Jackie!

Herkül, bacağını kaybetmediği gibi, muhteşem bir yuvaya da kavuştu. Herkül şimdi Ankara Eryaman semtinde, kendisini çok seven sahibi ve köpek kardeşi Jackie ile birlikte yepyeni bir hayatın keyfini sürüyor!

Read Full Post »

Resimlerini gördüğünüz muhteşem kedinin adı Kar. Bir kar tanesi gibi bembeyaz olduğu için bu ismi koyduk ona. Kar, Van ilimizdeki Van kedisi üretim merkezinden alındıktan sonra kendisini Ankara sokaklarında yaşamaya çalışırken bulan bir dostumuz.

Kar

Van’dan Ankara’ya geldikten sonra, yeni ailesi ile mutlu bir yaşama başlamıştı Kar. Ama o mutluluk çok kısa sürdü. Kar, kendisini kısa bir süre sokakta buldu…

Sokakta yaşamak ona çok zor gelmişti tabii. Yemek bulmayı başaramamıştı, açtı. O güzelim bembeyaz tüyleri, neredeyse siyah olmuştu. Kirlenmiş, yorulmuş,bitkin kalmıştı. Daha da önemlisi,kalbi kırılmıştı. Yaşadığı evin hemen yakınlarında sokağa atılmıştı. Bir umut evime tekrar dönerim diye, hep evinin yakınlarında geziyordu. Ama eve bir daha geri dönemedi.

Kar, kısa bir süre içerisinde bir arkadaşımız tarafından farkedildi ve korumamız altına alındı. Yaşamkent Veteriner Kliniği’ne getirilerek önce kısırlaştırıldı, ardından da muhteşem bir bayan tarafından sahiplenildi. Kar, artık Bilkent semtinde yaşıyor, ve yeni adı da Marcus Aurelius Ceasar.

Marcus Aurelius Ceasar’a yeni yaşamında bol bol mutluluk diliyoruz.

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: